İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın otoyollarını da kapsayan özelleştirme sürecine Ege Kent Konseyleri Birliği ve Konak Kent Konseyi Başkanı Hamit Mumcu’dan sert tepki geldi. Mumcu, halkın vergileriyle yapılan ulaşım altyapısının özel sektöre devredilmesine karşı çıkarak, “İzmir’in yolları ve köprüleri kamunundur, hepimizindir; satılık değildir” mesajı verdi. İzmir’in önemli ulaşım akslarını ilgilendiren otoyol özelleştirmesi tartışması yeniden gündemin üst sıralarına çıktı. İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın otoyolları, daha önce özelleştirme kapsamına alınan ulaşım varlıkları arasında yer alırken, 5 Eylül 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile söz konusu otoyol ve köprülerde özelleştirme sözleşmelerinin süresi 30 yıl olarak belirlendi. Kararın ardından İzmir’de sivil toplum ve kent örgütlerinden de tepkiler yükseldi. Ege Kent Konseyleri Birliği ve Konak Kent Konseyi Başkanı Hamit Mumcu, yaptığı açıklamayla otoyolların özelleştirilmesine karşı olduklarını belirtti.
“Bu yollar halkın vergileriyle yapıldı”
Mumcu, özelleştirme kapsamına alınan ulaşım yatırımlarının kamu kaynaklarıyla inşa edildiğini vurgulayarak, bu altyapının özel şirketlerin ticari faaliyet alanına dönüştürülmesine karşı çıktı. İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın otoyollarının yalnızca belirli bir kesimin değil, çiftçiden esnafa, işçiden öğrenciye, turizm sektöründen lojistik sektörüne kadar geniş bir kitlenin günlük yaşamında kullandığı kritik ulaşım hatları olduğunu belirten Mumcu, yolların kamusal niteliğinin korunması gerektiğini savundu. Mumcu, açıklamasında “Bu yollar İzmirlinin alın teridir, sermayeye devredilemez” ifadelerini kullandı.
“Hem vergi hem geçiş ücreti”
Özelleştirme kararına yönelik en önemli itirazlarından birinin vatandaşların otoyollar için zaten ödeme yapması olduğunu belirten Mumcu, yolların inşasında kullanılan kamu kaynaklarının vergiler yoluyla halktan sağlandığını, kullanım sırasında ise ayrıca geçiş ücreti ödendiğini söyledi. Mumcu, bu nedenle mevcut ücretlendirme sisteminin özel işletmecilik anlayışıyla daha yüksek maliyetlere dönüşmesinden endişe ettiklerini belirterek, otoyolların birer kamu hizmeti olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“Ulaşım hakkı ticarileştirilmemeli”
Mumcu, ulaşım altyapısının özelleştirilmesinin yalnızca ekonomik bir konu olmadığını, aynı zamanda vatandaşların temel ulaşım imkanlarına erişimi açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Özelleştirme sonrasında geçiş ücretlerinde artış yaşanabileceği ve kamu denetiminin zayıflayabileceği yönündeki kaygılarını dile getiren Mumcu, İzmir’in stratejik ulaşım ağlarının gelecek kuşakların da ortak değeri olduğunu söyledi.
İzmir’de hukuki mücadele de gündemde
Otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine ilişkin karar yalnızca siyasi ve toplumsal tartışma yaratmakla kalmadı. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, 5 Eylül 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali istemiyle Danıştay’a başvurdu. İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın otoyollarının da dahil olduğu düzenlemenin yargısal denetimi böylece gündeme taşındı.
“Mücadelemizi sürdüreceğiz”
Ege Kent Konseyleri Birliği ve Konak Kent Konseyi Başkanı Hamit Mumcu, otoyolların ve köprülerin özelleştirilmesine karşı demokratik ve hukuki yollarla mücadele edeceklerini belirtti. Mumcu, açıklamasında “Otobanlar ve köprüler halkındır, halkın kalacaktır. Özelleştirmeye hayır” diyerek yetkililere çağrıda bulundu. İzmir’de tartışmanın merkezinde ise kentin en önemli ulaşım koridorlarından İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın otoyollarının 30 yıllık özelleştirme süreci bulunuyor.
