İzmir’in kaderi 3 bin 300 yıl önce Klaros’ta mı çizildi? Antik kehanetin izleri gün yüzüne çıkıyor
İzmir’in binlerce yıllık geçmişinde bugün hâlâ merak uyandıran bir yer var: Klaros Antik Kenti. Menderes ilçesindeki bu kutsal alan, antik çağda yalnızca Batı Anadolu’nun değil, farklı coğrafyalardan gelen ziyaretçilerin de geleceğe ilişkin sorularına yanıt aradığı önemli merkezlerden biriydi. Savaşlardan salgın hastalıklara, depremlerden yeni kentlerin kurulmasına kadar pek çok konuda tanrı Apollon’a danışılan Klaros, şimdi arkeolojik kazılarla yeniden tarihin gündemine geliyor. Üstelik antik kentin İzmir açısından ayrı bir önemi bulunuyor. Tarihsel anlatılara göre, İzmir’in bugünkü yerleşim alanına taşınmasına ilişkin kehanet de Klaros’ta verildi. Günümüzde ise arkeologlar, kutsal alanın geçmişini ve yüzyıllar boyunca geçirdiği değişimi ortaya çıkarmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Antik dünyanın üç büyük kehanet merkezinden biriydi
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden Klaros Kazı Başkanı Doç. Dr. Onur Zunal’ın aktardığı bilgilere göre kutsal alanın geçmişi MÖ 13’üncü yüzyıla uzanıyor. Klaros, Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu’nda resmî din hâline gelmesinin ardından önemini yitirmeye başlayan pagan kutsal alanlarından biriydi. Klaros, Didim’deki Apollon Tapınağı ve Yunanistan’daki Delphi Apollon Tapınağı ile birlikte antik dünyanın önde gelen üç kehanet merkezinden biri olarak kabul ediliyor. Dönemin yöneticileri, komutanları ve imparatorları önemli kararların eşiğinde Apollon’un kehanetlerine başvuruyordu. Kutsal alanın ünü bölge sınırlarını da aştı. Klaros’a yalnızca İyonya ve Batı Anadolu’dan değil, günümüzde İtalya, İspanya, Hırvatistan ve Romanya olarak bilinen coğrafyalardan, hatta Afrika’daki Moritanya’dan ziyaretçilerin geldiği belirtiliyor.
İzmir’in bugünkü yerine taşınmasıyla ilgili kehanet
Klaros’un en dikkat çekici hikâyelerinden biri, İzmir’in kent tarihine uzanıyor. Antik anlatıya göre Büyük İskender, Kadifekale’deki Pagos çevresinde gördüğü rüyanın ardından komutanı Lysimakhos’u Klaros’a gönderdi. Lysimakhos’un kehanet ritüelini gerçekleştirmesinden sonra İskender’in rüyası kâhine aktarıldı.
Kehanette, kurulacak yeni kentte yaşayacak insanların eski kentte yaşayanlardan üç, hatta dört kat daha mutlu olacağı ifade edildi. Doç. Dr. Onur Zunal’ın aktardığı bu anlatı, İzmir’in bugünkü yerleşim yerine taşınmasıyla Klaros arasında kurulan tarihsel bağın temelini oluşturuyor. Böylece bugün modern bir metropol olarak yaşamını sürdüren İzmir’in geçmişine ilişkin önemli bir anlatı, Menderes’teki bu antik kutsal alanla ilişkilendiriliyor.

Kazılarda geçmişin farklı dönemleri araştırılıyor
Klaros’taki 2026 yılı kazıları temmuz ayının ortasında başladı. Arkeologların yanı sıra mimar, restoratör, konservatör, epigraf ve nümismatların da yer aldığı disiplinler arası ekip, antik alanın farklı bölümlerinde çalışmalar yürütüyor. Araştırmalar, Klaros’un yalnızca bir kehanet merkezi olarak değil, zaman içinde değişen bir yerleşim alanı olarak da ele alınmasını sağlıyor. Hristiyanlığın yayılmasıyla pagan kutsal alanlarının işlevlerini kaybetmeye başladığı dönemde Klaros da farklı bir dönüşüm geçirdi.
Kazı ekibinin son yıllarda özellikle yoğunlaştığı alanlarda, MS 5’inci ve 7’nci yüzyıllar arasında faaliyet gösterdiği değerlendirilen bir demirci atölyesine ilişkin izler tespit edildi. Bulunan yarı mamul malzemeler ve cüruflaşmış tuğlalar ise yakın çevrede bir tuğla üretim atölyesinin de bulunmuş olabileceğine işaret ediyor. Bu buluntular, kutsal alanın eski işlevini kaybettikten sonra da yaşamın sürdüğü bir mekâna dönüştüğünü gösteriyor.
Kaplumbağalar ve defneler geçmişle bugün arasında bağ kuruyor
Klaros’un hikâyesi yalnızca tapınak kalıntıları ve kazılardan çıkarılan eserlerden ibaret değil. Antik dönemle günümüz arasında dikkat çekici bağlar kuran doğal unsurlar da kutsal alanın bir parçası olmayı sürdürüyor. Kazı Başkanı Doç. Dr. Onur Zunal, alanda görülen kaplumbağaların Apollon’la ilişkilendirilen lira adlı telli çalgıyı hatırlattığını belirtiyor. Mitolojik anlatılarda liranın ses kutusunun kaplumbağa kabuğundan yapıldığı aktarılıyor. Lira ve bu çalgıyı çalan Apollon tasvirleri de antik dönemde tanrıya sunulan adak eşyaları arasında yer alıyordu.
Kutsal alanın bir diğer simgesi ise sunakların çevresinde yetişen defne ağaçları. Defne, mitolojik anlatılarda Apollon’un kutsal bitkisi olarak biliniyor; kehanet ritüellerinde de kullanıldığına ilişkin bilgiler bulunuyor.
Bugün Klaros’ta dolaşan kaplumbağalar ve sunakların çevresindeki defneler, antik çağın inanç dünyasıyla doğal çevre arasındaki ilişkinin izlerini yaşatıyor.
Klaros kazılarına İzmir Büyükşehir Belediyesi desteği
Klaros’ta kazı, koruma ve belgeleme çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izinleri kapsamında yürütülüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi de 2016 yılından bu yana alandaki çalışmalara destek veriyor. SAYA Holding ise 2025 yılından itibaren kazıların ana sponsoru olarak çalışmalara katkı sağlıyor.
Binlerce yıl önce insanların geleceklerini anlamak için başvurduğu Klaros’ta bugün arkeologlar, geçmişin izlerini bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarıyor. Her yeni buluntu, İzmir’in tarihine ilişkin bilgileri genişletirken antik dünyanın inançları ve günlük yaşamına dair yeni soruların da kapısını aralıyor.
Kaynak:Bülten