Ege Üniversitesi bilim insanları, Aydın ve Muğla sınırlarında bulunan Latmos Dağları’nda daha önce bilimsel olarak tanımlanmamış yeni bir endemik bitki türü keşfetti. “Saxifraga alpsengulii” adı verilen tür, Türkiye’nin bilinen taşkıran türü sayısını 25’e çıkarırken, yalnızca sınırlı bir bölgede yaşaması nedeniyle “Kritik Tehlikede” kategorisinde değerlendirildi.
Türkiye’nin zengin biyolojik çeşitliliğine bir yeni tür daha eklendi. Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım ve ekibi, Latmos (Beşparmak) Dağları’nda yürüttükleri çalışmalar sırasında bilim dünyası için yeni bir bitki türünü tanımladı.
Latmos’un sarp ve gölgeli granit kayalıklarında bulunan bitki, “Saxifraga alpsengulii” bilimsel adıyla literatüre geçti. Türün Türkçe adının ise yetiştiği bölgeye atıfla “Latmos taşkıranı” olması önerildi.
Keşfin hikâyesi 2023’te başladı
Yeni türün ortaya çıkarılmasını sağlayan süreç, hekim ve amatör botanikçi Dr. Türker Şengül’ün 2023 yılında Latmos Dağları’nda yaptığı gözlemler sırasında başladı.
Şengül, gölgeli granit kaya oyuklarında dikkatini çeken bitkinin fotoğraflarını Prof. Dr. Hasan Yıldırım’a ulaştırdı. İlk incelemelerde bitkinin bilinen taşkıran türlerinden farklı olabileceği değerlendirildi.
Bunun üzerine gerçekleştirilen arazi çalışmaları, morfolojik karşılaştırmalar ve laboratuvar analizleri sonucunda bitkinin bilim dünyası açısından yeni ve ayrı bir tür olduğu belirlendi.
Yeni türe, bitkiyi ilk fark eden Dr. Türker Şengül’ün oğlu Alp Şengül’ün adından esinlenilerek “Saxifraga alpsengulii” ismi verildi.

Türkiye’de taşkıran türü sayısı 25’e yükseldi
Prof. Dr. Hasan Yıldırım, yeni keşfin Türkiye’nin botanik çeşitliliği açısından önemli olduğunu belirtti.
Dünya genelinde yaklaşık 490 türle temsil edilen Saxifraga (Taşkıran) cinsinin, çoğunlukla Kuzey Yarımküre’deki sarp ve nemli kayalık alanlarda yaşamını sürdürdüğünü aktaran Yıldırım, yeni keşifle birlikte Türkiye’de bilinen taşkıran türü sayısının 25’e, endemik tür sayısının ise 5’e ulaştığını ifade etti.
Latmos taşkıranını diğer türlerden ayıran özelliklerden biri ise yaşam alanı oldu. Bitkinin özellikle nemli granit kaya çatlaklarında ve küçük mağara girişlerinde geliştiği belirlendi.
Çiçeklerinin parlak altın sarısı renkte olması ve düşük ışık koşullarında metalik bir görünüm sergilemesi de türün dikkat çekici özellikleri arasında yer aldı.
Yeni keşif için alarm: Kritik tehlikede
Bilim dünyasına yeni kazandırılan Latmos taşkıranı için sevindirici keşfin hemen ardından koruma uyarısı geldi.
Türün dünyada yalnızca Latmos bölgesindeki oldukça dar bir alanda yaşamını sürdürdüğünün belirlenmesi, bitkinin geleceği konusunda endişe yaratıyor. Habitatın bozulması ve bölgedeki madencilik faaliyetlerinin oluşturduğu baskı, türün varlığını tehdit eden başlıca unsurlar arasında gösteriliyor.
Yapılan değerlendirmeler sonucunda Latmos taşkıranı, “Kritik Tehlikede (CR)” kategorisine alındı.
Prof. Dr. Yıldırım, türün keşfedildikten kısa süre sonra kaybedilme riskiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek, Latmos’un yalnızca doğal değil, aynı zamanda binlerce yıllık kültürel mirasa da ev sahipliği yaptığını vurguladı.
Bilimsel çalışma literatüre kazandırıldı
Yeni türün bilimsel makalesi Prof. Dr. Hasan Yıldırım ve doktora öğrencisi Aşkın Öykü Çimen tarafından hazırlanırken, türe ilişkin bilimsel illüstrasyonlar bitki ressamı Hazelnas Varol tarafından çizildi.
Ege Üniversitesi’nin çalışmasıyla bilim dünyasına kazandırılan Latmos taşkıranı, Türkiye’nin endemik bitki zenginliğine yeni bir halka eklerken, türün yaşam alanının korunması gerekliliğini de yeniden gündeme taşıdı.
